UYGUN - PRATİK DEFTER - TÜRKÇE 8. SINIF
4. BÖLÜM: PARAGRAFTA ANLAM 98 2. Öyküleme: Tasarlanmış veya yaşanmış bir olay anlatılır. Olaylar, oluş sırasına göre verilir. Hikâye un- surları (olay, yer, zaman, kişiler) yer alır. * Öyküleme aynı zamanda “olay içinde yaşatmak” tır. Yeni nesil sorularda bu şekilde de kar- şımıza çıkabilir. * Öyküleme tekniğiyle yazılan bir paragraf okuyucunun zihninde bir film şeridi gibi canlanır. * Eylem cümleleri çoğunluktadır. * Öyküleme paragraflarında hareket vardır. Öyküleme ile betimleme, anlatımı yönüyle birbirine benzer. Bu nedenle bu iki teknik birbi- rine karıştırılabilir. Öyküleme ile betimleme arasındaki farklar şunlardır: 3 Öykülemede olaylar, kişi veya kişilerin başından belli bir yerde ve belli bir zamanda geçer. 3 Betimleme de ise zaman akış içinde değildir ve herhangi bir olay ya da kişi yoktur. 3 Betimleme paragraflarında bir fotoğraf karesi gözümüzde canlanırken öyküleme pa- ragraflarını okuduğumuzda bir video izler gibi olayları gözümüzün önüne getiririz. Yukarıdaki paragraf “öyküleme” anlatım tekniği ile yazılmıştır. Çünkü..................................................................................................................................................... ............................................................................................................................................................... FİNCAN TAKIMI Yırtık pırtık paltolar giymiş iki çocuk kapımı çaldı: “Eski gazeteniz var mı bayan?” Çok işim var- dı. Önce hayır demek istedim ama ayaklarına gözüm ilişince sustum. İkisinin de ayaklarında eski sandaletler vardı ve ayakları su içindeydi. “İçeri girin de size kakao yapayım.” dedim. Hiç konuş- muyorlardı. Islak ayakkabıları halıda iz bırakmıştı. Kakaonun yanında reçel, ekmek de hazırladım onlara, belki dışarıdaki soğuğu unutturabilir, azıcık da olsa ısıtabilirdim minikleri. Onlar şöminenin önünde karınlarını doyururken ben de mutfağa döndüm ve yarıda bıraktığım işlerimi yapmaya ko- yuldum. Fakat oturma odasındaki sessizlik dikkatimi çekti bir an ve başımı uzattım içeriye. Küçük kız elindeki boş fincana bakıyordu... Erkek çocuğu bana döndü “Bayan, siz zengin misiniz?” diye sordu. Zengin mi? “Yo hayır!” diye yanıtlarken çocuğu, gözlerim bir an ayağımdaki eski terliklere kaydı. Kız elindeki fincanı tabağına dikkatle yerleştirdi ve “Sizin fincanlarınız, fincan tabaklarınız takım.” dedi. Sesindeki açlık karın açlığına benzemiyordu. Sonra gazetelerini alıp çıktılar dışarı- daki soğuğa. Teşekkür bile etmemişlerdi ama buna gerek yoktu. Teşekkür etmekten daha öte bir şey yapmışlardı. Bana asıl zenginliği hatırlatmışlardı. D D M A T K K L E E ! ! www.sadikuygun.com.tr öğrenci yorumu
Made with FlippingBook
RkJQdWJsaXNoZXIy ODAxMzU=